allah

allah teala'ya inanan hiç kimse cennet vaadi nedeniyle mümin olmamıştır. öyle olsaydı, dil ile söyleyip kalp ile iştirak etmeden müslüman olunurdu. fakat, dil ile söylediğini kalbinle tasdik edeceksin ki "mümin" olasın.

kimse allah'ı kandıramaz haşa. kandıran yalnız kendini kandırır. inanmaya kuvvetiniz, yeterli idrak kabiliyetiniz yoksa, kötü sözler söylemeyi bırakın, saygıyla susun. susun ki, öyle anlar vardır ki, iman etmedim fakat keşke dilimi tutsa idim diyeceksiniz.

fakat, allah'ın rahmeti gazabını aşmıştır. unutmamakta fayda var.

"rahmetim gazabımı geçti." buyurmuşlardır.

allah

zatına hakaretler yağdıranların bu yanılgısından bile elem duyandır.
onlara inanmaları için kutsal kitaplar, elçiler ve düşünenler için kanıtlar yollamıştır. bunlara rağmen yanlışta direnenlere şefkat ve rahmet kapıları daima açıktır.

dönülür. dileyen o kapıdan girer.

zira "o" allah'tır, onlarsa hiçbir şey.

cok az bahar

bazılarının payına düşen işte bu. çok az bahar, fazlaca kış.

biri "hüznü din bellemek" gibi bir ifade kullanmıştı yanlış hatırlamıyorsam.

güzeldi o.

doğru değildi sadece.

azrail in sozlukte alacagi nick

<bkz: obeyazışığadoğrugit>

acun ilicali ingilizcesi

sözcüklerinin arasında minimum yirmi saniye "ııııı şeyy" süresi bulunan birçoğumuzdan daha iyidir.
duraksız konuşabilmektedir, takdire şayandır.

erkek yazarlarin her tarafin amina koyarak cinsiyetlerini belli etme cabasi

yoruluyorsun anlatmaya çalışmaktan. bir allah ın kulu da adamakıllı anlamıyor ona yanıyorsun işte. adaletine tükürdüğümün memleketinde turşusunu kurmak istediğin bir şeye dönüşüyor adalet.
her gün yeni baştan bir hizaya sokmaya çabalıyorsun densizlikleri. elinden bir şey gelmese de parçasını olsun düzeltmek için yıpranıyorsun hep. düzeliyor mu? yok.
amına koymakla o kadar meşgul ki sesine ses vermeyen bir baban, abilerin filan oluyor ilk başta. her gün bıkmadan usanmadan, memleket en çok buna açmışçasına yiğitçe amına koyuyorlar her bi şeyin. sevmeleri de böyle kızmaları da. seni seviyorum demedikleri gibi, amına koymaktan mümkün mertebe çok şey anlaşılsın istiyorlar.
amına koyulan o ortamdan kaçmak için kendini paralıyorsun, üniversite okumak için "medeni" bir şehre sığınıyorsun. "amına koymayacak kimse bir şeyin" diye düşünüp derin bir oh çekiyorsun. yanıldığını anlaman çok zaman almıyor. erkek görünümlü bir canlı gördüğün an "eyvah yine amına koyacak" diye saklanacak bir köşe arar hale geliyorsun. bu am denen şeyden nefret eder oluyorsun ve işler sarpasarıyor.
yalnız mı yalnızsın savaşının ortasında, çabalamaktan bir hiç olmaya doğru uygun adım ilerliyorsun. evinin kapıları ardına sığındığın zaman dinlenmeye hakkım var sanıyorsun, amına koyuyor sokaktan geçen adamlar. bağıra çağıra, ar haya nedir bilmeksizin, am olsun olmasın ne var ne yok amına koyuyorlar. bir eğlenceye dönüşüyor onlar için koymak. bir tek amına koymayı biliyorlar sanki, potansiyel am koyucusu gibi bir şeye dönüşüyorlar. kendisine minnettarsın zannediyorlar üstelik, olur olmaz amına koydukları için.
seni bu "amına koymayı" yüzün kızarmaksızın yazar hale getirmekle övünüyor bile olabilirler.
hepsi bir yana, bir sözlük var hiç değilse beynimin fokurdayan kısımlarına iyi gelir, bir bakayım ne var ne yok diye ilk fırsatta koşup geliyorsun. sol şerit kan ağlıyor. "bayan olduğumu nasıl belli ederim sorunsalı;
bayan olduğunu belli etmek için yapılanlar,
bayan yazarların ilgi bilmem nesi,
bayan yazarların şusu busu bayan yazarların amı ve hatta malesef bu zincirin son halkası bayan yazarların ebesinin amına kadar gidiyor.
bir am illaki dahil oluyor olaya. sıkılıyorsun. bunalıyorsun. ne yapsan değişmeyecek sanmaya başlıyorsun.
bu am neymiş de seni, düşündüklerini, yazdıklarını, hissettiklerini bile yerin dibine gömecek denli "mühim"?
sözlükte bayan olduğunu belli etmekle ne gibi bir çıkarın olabilir ki? bayan yazarların amına koymak gibi bir derdi yok ki? bayan yazar ama. erkek gibi mi davransın sağın solun amına mı koysun ben anlamadım şahsen.
bu mudur düşünce, "latika böyle bir ukdeyi doldurdu latika aranıyor latika bayan olduğunu bas bas bağıtıyor latika nın derdi belli" falan filan.
erkek denen canlının bu kadar olduğuna inanmamak için çaba harcadıkça harcıyoruz. kimse mümkün kılmıyor bunu.

erkek yazarların da oraya buraya koymasının bir anlamı var o halde. erkek olmanın ön koşulu her tarafa koymak olmasa, bir sözlükten ne gibi bir şey elde edilebilir öyle değil mi?
sözlükte bayan olduğunu "gizlememek" çirkin bir işmiş onlara bakarsak. oysa ömrünün her saniyesi kadınsın sen. sözlükte gizlesen hayatta gizleyecek halin yok. hem niye?
kadınız. aranmıyoruz. böyle ithamlardan nefret ediyoruz. bin türlü sorundan kurtulmak için sığındığımız sözlükten de soğuyoruz.
hayattan soğuyoruz.
erkeklerden soğuyoruz.
kadın olmaktan soğuyoruz.
anne olacağız ya hani, erkek evlat doğurmaktan korkuyoruz "eyvah, çocuğum her tarafın amına koyacak!"diye.
kız evlat doğururuz diye "dehşete kapılıyoruz".
ne diyeyim ki daha. yorulduk işte. anlat anlat dilimizde tüy bitti. ama, ne çare koyma yetkisi erkeklerde.
"sonuna amına koyim yazılabilecek kaderler" yaşıyoruz...

ukde: hayalperestim

kivircik ali

ben onu seviyordum, dinliyordum, takdir ediyordum.
ben ona saygı duyuyordum. ölünce kıymetlenmedi, hep kıymetliydi sevenleri için. adam gibi bir adamdı o. içim parçalandı adeta. kavruldum sanki.
geriye dönün seneler... geriye dönün seneler...

mekanı cennet olsun. allah gani gani rahmet eylesin...

meydan sozluk yazarlarinin hayalleri

hayal kurmayı özlemişim sözlük. gerçekleşmeyecek olsa bile hayallerden uzak kalmak istemiyorum artık.
umutlar hayal olsa bile,
hayaller kalsın.

basbakan heykele ucube demedi

ne derse desin "kelle" ayıbını gölgede bırakamaz bana kalırsa.

şehide hürmeti yok başbakanın, heykeli ne etsin?

leman sam

"memik oğlan" ı sadece ondan dinlemeyi seviyorum.

zara

sesinde, kendisine kıyısı olan şehirler kurdurtan kadın.

ben öyle bir şehrin yerlisiyim.

bir kadina en cok yakisan sey

güzel ses, yanık türküler, uzun havalar, vakar... hanımefendilik, susmayı bilmek, konuşmaktan kaçınmamak, kahkahalardan güzel tebessümler etmek ve daha bir sürü şey. hepsi için ;

<bkz: zara>

ye kurkum ye

nasreddin hoca'nın bir fıkrası. hepimizce malum zaten.

madem kürke saygı gösteriliyor, yemeği de kürk yesin değil mi ama?

basortulu hanimlarin sayginligi

<bkz: nasreddin hoca>

<bkz: ye kürküm ye>

sekssiz ask

altı üstü bir "k" harfiyle mahremiyeti suistimal edilen, hakikatte "sessiz" bir aşk işte.
ne kadar sessiz o kadar aşk.

troll vs gammaz

gammazların yanındaki safımızı almak üzere koştura koştura geldiğimiz hede.
onlar aslında sevgi pıtırcıkları, bahar kelebekleri, kabak çekirdekleri vs vs..

bazen acımasız olmaları gerekiyor hepsi o yani.

ilk ask

bir turgenyev klasiği.
"zinayda" karakteri unutulmazlar arasındaki yerini almıştır. ilk aşkı tadan bünyelerin hepsi bir noktada ya o olur ya da ona aşık olur.

iffetli bir hanimla izdivac

"esra erol'la izdivaç, zuhal topal'la izdivaç, songül karlı'yla izdivaç" zincirinin son halkası olan program galiba.

"iffetli bir hanım'la izdivaç"

bir ramiz yapımı daha sizlerle.

mehmet akif ersoy un abartilan bir sair olmasi

edebi metinlerde bir tür olarak şiir, bence ikiye ayrılır.
türk edebiyatında yazılmış bütün şiirler ve "istiklal marşı'nın on kıtası"

şairler ikiye ayrılır bence.
bütün şiirlerin yazarları ve istiklal marşı yazarı.

istilal marşı yazarı ikiye ayrılır.
"kurtuluş savaşı öncesi, kurtuluş savaşı sonrası"

mehmet akif, kurtuluş savaşı sonrası şair olmuştur. kalemiyle değil ruhuyla şair olmuştur.
ne kadar abartılsa "abartılmış olmayan", her okunuşunda hem edebi hem manevi anlamda bütün hissiyatları yeniden yaşatan, kurtuluş savaşı kendi savaşı olmayan yabancı milliyetlerden insanları bile hislendirip ağlatabilen bir "şiir kanamıştır".

kanamıştır evet, yazmamıştır.

laa boheme

yazdıklarını okudukça tesirine kapıldım ve daha iyi yazma gayretlerine giriştim:)) ne yazıyorsan çok güzel yazıyorsun dostum, adım adım takipçinim.
sevgiler.